14/9/2007 - Türkiye'nin önüne yeniden çekilmek istenen 'Doğu Seddi' ışığında... ZİYARETÇİ
DEFTERİ
Türkiye'nin önüne yeniden çekilmek istenen 'Doğu Seddi' ışığında...
ATATÜRK'ÜN ERMENİ KONUSUNA BAKIŞI
Atatürk'ün Ermeni iddialarının gündeme getirildiği dönem için yaptığı tespitler ve analizler bütünüyle gerçeklik taşır. Tehcirin doğruluğunu, işledikleri katliamlar nedeniyle Ermenilere yönelen kinin etkisizleştirildiğini anlatır.
Atatürk'ün yazışma ve konuşmalarından Ermeni konusu üzerine neler dediğini tarayıp, bir kitapta topladım. Karşımıza önemli bir bilgi ve değerlendirme zenginliği çıktı. Bunlar konu başlıkları halinde şöyle sıralanabilir:
• Tehcir bir zorunluluktu.
• Tehcir'de Ermenilere katliam yapılmamıştır.
• Tehcir edilenler hayattadır.
• Tehcir, Ermeni çetelerinin Türklere yaptığı katliamlardan doğan kin ve düşmanlıktan dolayı, bir yönüyle Ermenilerin hayatını kurtarmıştır.
• Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşı sırasında katliama uğrayan, asıl soykırım girişimine tabi tutulan Türklerdir.
• Türkleri ve Ermenileri, birbirlerini kırmaları için Doğu'da önce Ruslar, sonra İngilizler, Güney'de Fransızlar kışkırtmışlardır.
• Ermeni kırımı yalandır, uydurmadır, iftiradır, İngiliz propagandasıdır.
• "Ermenilere kırım yaptınız" konulu saldırılar, tarihi gerçeklere değil, siyasi emellere dayanmaktadır.
• Siyasi emel topraktır, Türkiye'nin Doğusunda "Kafkas Seddi" oluşturmaktır.
• Bu projede, Kürtçülük ve Ermenicilik birer vasıtadır ve paralel kullanılmaktadırlar.
Bunlardan sadece son üçünü ana hatları ile ele alabileceğiz.
ÜÇÜNCÜ ERMENİ SALDIRISI
Türk ulusu, Ermenilere soykırım yaptınız iddialı saldırılara üçüncü kez muhatap oluyor:
İlki 1915Tehciri'nden sonra 1916'da başlar, 1918 Mondros Mütarekesi'nden sonra yoğunlaşır.
ikincisi 1920'dedir. Türk Ulusu'nun canını, namusunu, toprağını kurtarmak için Çukurova'da Antep, Maraş ve Urfa'da Fransız-Ermeni işgalcilerine karşı direnmesi üzerine ve özellikle Şubat 1920'de Maraş'tan Fransız-Ermeni işgalcilerini kovuncadır.
Üçüncüsü de 1965'te başlatılır ama asıl saldırı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin PKK terör Örgütü ile ABD'nin ve AB'nin istediği şekilde bir diyaloga girmeyip siyasi çözümü reddederek silahlı mücadeleyi sürdürme kararlılığı üzerine I995'te başlatılır.
1995'e kadar, 30 yılda Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır şeklinde karar alan veya bildiri yayınlayan parlamento sadece altıdır. 1995'ten 1998'e kadar karar alanlara dokuz ilave daha otur. 1999'da PKK başarısız olunca, Güneydoğu'yu Türkiye'den kopartamayınca yani PKK'ya verilen görev gerçekleşmeyince soykırımlı saldırılar bunaltıcı şekilde yoğunlaşır. Sadece 2000 yılında 7 karar çıkar. 2001-2006'da bunlara 17 karar daha eklenir.
1965'ten 2007'ye kadar toplam 39 karar çıkar, bunlara eyalet kararları dahil değildir.
39 kararın 6'sı 30 yılda, 1965-1994 arasında çıkar. 1995'te saldırılar yoğunlaştırılır, 4 yılda (1995-1998) 9 karar, 2000'de, yalnızca 1 yılda 7 karar, 2001 ve sonrasında ise 17 karar çıkartılır.
39 kararın 24'ü 1999 sonrasında, yani PKK başarısız kılındıktan, Türkiye AB'ye aday yapıldıktan sonradır. 1997'de adaylığı reddedilen Türkiye'nin 1999'da yani PKK başarısız kılındıktan sonra aday yapılmasının anlamı ve arkasından aday yapılan Türkiye'ye Ermeni soykırımı kartı ile siyasi saldırıların yoğunlaştırılması dikkat çekici ve uyarıcıdır.
Ayrıca 2000 yılında, soykırım suçlamasıyla yapılan siyasi saldırıların yanı sıra, Batılı sermayedarlarının çıkarttığı Kasım 2000 ve Şubat 2001 ekonomik krizleri ve sonuçları da göz önüne alındığında, Türkiye'nin planlı bir siyasi-ekonomik-sosyal tehditle karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.
SALDIRILARIN SÜRECİNE VE YOĞUNLAŞMA DÖNEMLERİNE DİKKAT EDİLİRSE KONUNUN TARİHİ BİR HESAPLAŞMA DEĞİL, SİYASİ BİR HESAP OLDUĞU ORTAYA ÇIKMAKTADIR.
Birinci ve ikinci saldırılar Sevr öncesidir.
Üçüncü saldırı ise "Kürdistan kurma" öncesidir.
Sözde Ermeni soykırımı konusu ile Kürdistan kurma konusunun ne ilgisi var denilebilir. İkiz konulardır. Tarihimizde paralel yürütülmüştür. Bu günde paralel yürütülmektedir.
ATATÜRK'ÜN TESPİTLERİ
Soykırımlı saldırılara ATATÜRK'ÜN BAKIŞI, TARİHİ BİR KONU ŞEKLİNDE DEĞİL, SİYASİ HEDEFLERİ GERÇEKLEŞTİRMEDE BİR VASITA OLARAK KULLANMA ŞEKLİNDEDİR. Yani mücadele alanı tarih değil, siyasettir demektedir. Ki kendisi de tarihle değil, siyasetle ve güçle çözmüştür. Atatürk'ün sözde soykırım iddiaları üzerine tespit ve değerlendirmelerini sorularla açıklığa kavuşturalım. Biz soralım, O yanıtlasın.
Türkiye'ye yapmadığı ve yapmadığını bildikleri halde neden "Ermenilere soykırım yaptınız" suçlamaları ile saldırıyorlar. Bunları neden yapıyorlar?
"... Düşmanların bütün çalışması, barış esaslarının kararlaştırılacağı şu sıralarda memleketimizi dışarıda ve içeride güçsüz bir durumda bırakarak, istedikleri her şeyi kabul ettirmeyi amaçlıyor...(5)" (24 Nisan 1920-TBMM)
O günlerde Sevr Anlaşması gündemdeydi. Sevr ile istediklerini kabul ettirmek için, "Ermenilere kırım yaptınız, yapıyorsunuz" saldırısı ile Türkiye'yi suçlu duruma düşürüp dıştan destek görmesini önlemeyi, hayır deme direncini kırmayı amaçlamışlardı.
|