22/1/2008 - TARIH TÜRKÜ HAKLI ÇIKARIYORZİYARETÇİ
DEFTERİ

ERMENİ İDDİALARINI ÇÜRÜTEN AVUSTURYALI TARİHÇİ FEİGL VİYANA'DA TOPRAĞA VERİLDİ
-CENAZE TÖRENİNE TÜRKİYE'NİN VİYANA BÜYÜKELÇİSİ YENEL İLE AZERBAYCAN BÜYEKELÇİSİ DE KATILDI
(FOTOĞRAFLI)
VİYANA (A.A) - Ali H.Yurtsever - Ermeni diasporasının soykırım iddialarını çürüten Avusturyalı tarihçi ve yazar Prof. Erich Feigl, bugün Viyana'da törenle toprağa verildi. Prof. Feigl, 26 ocakta böbrek yetmezliği sonucu hayatını kaybetmişti. Prof. Feigl'in Viyana Merkez Mezarlığında düzenlenen cenaze törenine, Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Selim Yenel, Askeri Ataşe Kurmay Albay Kahraman Güneş, Basın Müşaviri Ünal Alpat, Azerbaycan'ın yurt dışında yaşayan Azerilerden sorumlu Devlet Bakanı Birinci Yardımcısı Valeh Hacıyev ve Büyükelçi Fuad İsmailov ile Prof. Feigl'ın yakınları katıldı. Cenaze törenine katılanları karşılayan Feigl'in Türk kökenli evlatlığı Elgün Feigl, taziyeleri kabul etti. - DİASPORANIN "SOYKIRIM" İDDİALARINI ÇÜRÜTEN TARİHÇİ - Tarihçi ve yazar Prof. Erich Feigl, öğrencilik yıllarında başladığı yazarlık yaşamını, televizyon için belgesel programlar ve filmler yaparak sürdürdü. Feigl, Orta Doğu, Uzak Doğu, Orta Asya ve Amerika gibi çeşitli bölgelerde dinler ve kültürlerle ilgili araştırmaları sonucunda, çok sayıda belgesel film ve biyografiler hazırladı. Türkiye ve Türklerle ilgili konulara yönelerek, Osmanlı tarihini irdelediği filmler de yapan Feigl, yakın arkadaşı, Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen'in 1984 yılında Ermeni teröristlerce şehit edilmesinden sonra, Ermeni terörizmi konusunda kapsamlı araştırma yapmaya yöneldi. Ermeni terör örgütü ASALA ile Ermeni diasporasının soykırım iddialarının, "Ermeni yazar Aram Andonian'ın ortaya attığı gerçek dışı bazı belge ve fotoğraflardan kaynaklandığını kanıtlayan Prof. Feigl, elde ettiği bilgi ve belgeleri "Bir Terör Efsanesi" adlı kitabında topladı. Feigl, Türkçe, Almanca ve İngilizce yayımladığı kitabı Erdoğan Özen'e ithaf etti. Prof. Feigl, Avusturyalı yazar Franz Werfel'in de, Andonian'ın gerçek dışı belgeleri üzerine kurguladığı "Musa Dağında 40 Gün" adlı romanında hata yaptığını anladığını, ancak edebiyat dünyasından gelecek tepkilerden korkarak bunu açıklamadığını yazdı. Türkiye ve Irak'ta da yoğun araştırmalar yapan Feigl, 1996 yılında terör örgütü PKK'nın faaliyetlerini ele aldığı "Kürtler" adlı bir kitap yazdı. Son dönemde Türkiye-AB ilişkilerini de araştıran Prof. Feigl, 1999 yılında Türkiye'nin Avrupa'daki yerini irdeleyen "A Myth of Error" adlı eserini yayımladı. Sayısız kitap ve filme imza atan Prof. Erich Feigl, yaptığı çalışmalar nedeniyle Avusturya Cumhuriyeti Bilim ve Sanat Şeref Nişanı ve Viyana Eyaleti Altın Hizmet Madalyası ile ödüllendirildi. (AHY-İO)
05/02/2007 -- 18:11 -- DIS
(KAYNAK : ANADOLU AJANSI )
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
|
| DİASPORA, ERMENİSTAN’A MI, YOKSA ABD’YE Mİ HİZMET EDİYOR? |
|
|
Ermenistan İstihbarat Servisi Danışmanı İgor Muradyan’ın açıklamaları, ABD’deki Ermeni diasporasının değişen misyonunun yanı sıra, Amerika’nın Kafkasya politikası doğrultusunda, diaspora üzerinden bölgeye yönelik yürüttüğü faaliyetler konusunda fikir edinmemize yardımcı oluyor.
Basın organları tarafından yapılan araştırmalarda Ermenistan’daki en etkin kişiler sıralamasında adı geçen ve Ermeni siyaset bilimcilerinin önde gelen isimleri arasında gösterilen İgor Muradyan, ABD'de faaliyet gösteren Ermeni diasporasının, lobi faaliyetlerinin günümüzde misyonunu tamamladığını, çünkü diasporanın artık tam anlamıyla ABD'nin güdümüne girdiğini açıkladı.
Diaspora mensuplarının Ermenistan siyasetçi ve idarecilerinden üstün olduklarına inandıklarını, onlara yukarıdan baktıklarını ve sürekli olarak küçük gördüklerini de belirten Muradyan, Ermenistan ile diaspora arasında oluşan uçurumun giderek derinleştiğine işaret ediyor.
Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan'ın diaspora için iyi bir ortak olmadığını dile getiren Muradyan, diaspora yetkililerinin bu güne kadar tüm Ermeni devlet başkanları ile doğrudan telefon hattı bulunmasına rağmen, Koçaryan’ın bu kuralı bozduğunu bildiriyor. Muradyan, Rusya ile sıkı ilişkileri bulunan Koçaryan’ın, bu sebeple diaspora yetkilileri ile doğrudan görüşmekten imtina ettiğini kaydediyor. Yani, ABD’deki Ermeni diasporası ile Koçaryan arasında direkt bir ilişki kurulmamasının nedeni, Rusya. Zira, Rusya son dönem itibariyle bölgede yayılan Amerikan hakimiyetinin, kendisi için stratejik öneme sahip olan Ermenistan’a, diaspora üzerinden daha etkin şekilde odaklanmış olmasından rahatsız.
ABD’deki Ermeni diasporası ile Ermenistan arasında son dönemlerde yaşanan krizin nedenini, diasporanın başkalarına (!) hizmet etmesine bağlayan Muradyan’ın, “Amerikan-Ermeni Asamblesi'nin 2001 yılında ‘Aşırı Ermeni Milliyetçiliği ile Mücadele’ hakkında bir karar çıkardığı ve bu kararın Ermenistan ile Dağlık Karabağ'ı Türkiye'ye karşı savunan vatanperver milliyetçilere büyük bir darbe olduğuna” dair ifadeleri ise bir hayli ilginç…
Diğer yandan, Muradyan’ın “Amerikan-Ermeni Asamblesi'nin Ermenistan ve Dağlık Karabağ'da ABD için istihbari faaliyetler yürüttüğüne” dair tespiti, ABD’nin bölgeye diaspora üzerinden ulaşma imkanlarından endişe duyan Rusya’nın hislerinde yanılmadığını ortaya koyuyor.
Ermenistan İstihbarat Servisi Danışmanı, politika uzmanı İgor Muradyan’ın Aralık ayının son haftalarında yaptığı açıklamaya göre; hali hazırda Ermenistan'da altı ve Dağlık Karabağ'da bir Ermeni vatandaşı Asamble’ye, dolayısıyla CIA'ye çalışıyor. Söz konusu Asamble için Ermeniler tarafından toplanan istihbari bilgiler ise, “Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, mevcut silah ve mühimmat, üst düzey subaylar, silah alım ve satımı, ülkenin savaşa hazırlık durumu, silahlı kuvvetlerin ileriye matuf askeri planlamaları, medya patronları, siyasi parti liderlerinin ekonomik merakları ve yabancı ülkeler ile ilişkileri, Ermenistan Savunma Bakanı Aram Sarkisyan'ın özellikle Rusya’daki ekonomik ilişkileri, siyasi ve askeri yetkililerin maddi motif ile angaje edilip edilemeyeceği, ülkenin sahip olduğu veya satın almayı planladığı S-300 füze sistemleri, Hava kuvvetleri, mevcut tankların zırh kalınlığı vb.” konularını kapsıyor.
Özellikle askeri istihbarata karşı yoğun ilgisi bulunan Asamble temsilcilerinin Dağlık Karabağ'ı ziyaret ederek burada görevli subaylarla görüştüklerini ve CIA için mimleme faaliyetinde bulunduklarını belirten Muradyan, söz konusu istihbari faaliyetlerin ABD'nin Erivan Büyükelçisi John Evans tarafından organize edildiğini ileri sürüyor.
ABD’ye yönelik ciddi ithamlarını sürdüren Muradyan, Aralık 2005 ayı içerisinde ABD'de faaliyet gösteren Ermenistan Askeri Ataşesi'nin odasından iki kez doküman çalındığını, bunu ataşeyi ziyaret ettiği sırada tesadüfen açıkta gördüğü evrakları alarak ABD'li yetkililere ulaştıran Beyaz Rusya Askeri Ataşesi'nin yaptığını belirterek, bu büyük skandalın diaspora Ermenileri tarafından örtbas edildiğini, bunun üzerine Ermenistan Silahlı Kuvvetleri'nin mevcut tehlikenin farkına vararak üst düzey subaylarına Asamble ile görüşme yasağı koyduğunu söylüyor.
Muradyan’ın Ermeni diasporası ile ilgili suçlamaları ise sadece ABD ile sınırlı kalmıyor. Muradyan, günümüze istihbaratın “etnik istihbarat” temelinde şekillendiğini, pek çok ülkenin, etnik kökenleri kullanmaktan çekinmediğini belirterek, ekliyor: “Diasporadaki Ermeniler, kendi kimliklerini unutarak yaşadıkları ülkelerde asimile olmakta, birçoğu yaşadıkları ülke istihbaratına hizmet etmektedir. Ermeniler, entegrasyondan çok asimilasyon yaşamakta ve bir dünya milleti olmayı başaramamaktadırlar”
“Ermenistan’a uygulandığı iddia edilen sözde ekonomik ablukanın kaldırılmasına Ermeni diasporası yardımcı olacak... Ermeni lobisi ABD’nin Ermenistan’a ve Dağlık Karabağ’a yapacağı mali yardımın artırılmasını sağlıyor… Sözde Ermeni soykırım iddialarının, ABD’de Temsilciler Meclisi ve Senato'da kabulüne yönelik girişimlerde, diasporanın rolü büyük… " diyenlere ithaf olunur !
|
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
|
 
Türk Karabağ’ın tarihi Oğuz Yurdu olan Hocalı’da 26 Şubat 1992 tarihinde tam bir “Türk Soykırımı” yapılarak, 613 Azerbaycan Türkü Ermeni çeteleri tarafından dünyada eşi görülmemiş bir vahşetle katledilmiştir. Ermenistan ordusu ile Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Yukarı Karabağ’da konuşlandırılan 366.Alayı’nın 26 Şubat 1992 tarihinde HOCALI Türklerine yönelik saldırısında 106’sı kadın, 63’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü soykırıma tabi tutulmuşlardır. Bunlardan 56’sı yakılmış ve başları kesilmiştir. Hocalı katliamından sonra 1275 Azerbaycan Türkü de esir edilmiştir. Ayrıca Hocalı jenosidi, toplu imhası sonrası, 7000 kişilik şehir nüfusundan yalnız 1500 kişi sağ kalmıştır.
Hocalı katliamından üç gün sonra, K-25 stüdyosunun şehit kameramanı Cengiz Mustafayev (Azerbaycan’ın bu yiğit evladını Ermeniler 1992 yılının Mayıs ayında cephede şehit etmişlerdir.) yabancı medya mensuplarını da alarak, katliam bölgesine gitti. Şehit Cengiz’in görüntülediği her resim, tarihte eşi görülmemiş bir soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş bir cinayet olarak kaydedildi. Çünkü Hocalı’da katliama maruz kalanlar savaşla uzaktan yakından ilgileri olmayan, masum sivil ahali idi. Cengiz Mustafayev, katliam bölgesine yanında çeşitli milletlerden oluşan gazeteci, kameraman ve basın mensubu da götürmüştü. Onlar da bu insanlık dramını görüntülediler, tanık oldular. Cengiz kardeşimizin Hocalı koruluğunda çektiği görüntüler, yabancı televizyon muhabirlerini bile dehşete düşürmüştü. Taşnak Ermeni çeteleri Hocalı’nın savunmasız ahalisini katlettikten sonra, ölülere her türlü işkenceyi reva görmüşlerdi. Kulakları kesilmiş, gözleri çıkarılmış, başları koparılmış şehitlerimizi gören Batılı televizyon muhabirleri ” İsa’nın kulları nasıl böyle bir katliam yapabildiler” itirafında bulunmuşlardı. Bu gazetecilerden biri de Fransız Saniv Yunet idi. Yunet Hocalı’da gördüklerini şöyle anlatmaktadır: “Biz Hocalı trajedisine tanık olduk. Sivil halktan öldürülmüş yüzlerce kadın, çocuk, ihtiyar ve Hocalı’da müdafaa edenlerin yığınlar halinde cesetlerini gördük. Bu manzara korkunç ve dehşet vericiydi. Hocalı katliamı insanlığın yüz karası olarak tarihe kaydedilmelidir.” Savaşların kendine has kuralları olduğu gibi, en şiddetli savaşların bile insana aman veren kanunları vardır. Bu kanunlara göre, sivil halka, kadınlara ve çocuklara dokunulmaz. Ancak Hocalı’daki Rus-Ermeni tecavüzünün gaddarlığı bu kanunların hepsini bir kenara itmiştir. Tarihçilerin, 26 Şubat 1992’deki Hocalı katliamını tarihe insanlık suçu olarak belgeleriyle mutlaka kaydetmeleri, günümüzde “Sözde Ermeni Soykırımı” iddialarını gündeme getirenlere karşı verilecek en iyi tarihi cevap olacaktır. Dolayısıyla, “en iyi savunma saldırıdır” ilkesine uygun olarak 1890’lardan günümüze kadar Taşnak Ermeni çetelerinin Türklere yönelik yaptığı soykırımları, katliamları belgeleriyle dünyaya kanıtlamak başta Türk tarihçileri olmak üzere, 70 milyonluk Türk insanının milli görevi olmalıdır. Bundan 14 yıl önce Hocalı’da, Şuşa’da, Laçin’de Kelbecer’de, Ağdam’da, Cebrail’de toprağın vatanlaşması ve bağımsızlığı için şehit düşen Azerbaycan’ın kahraman evlatlarını saygı ve minnetle anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.

Yrd. Doç. Dr. Erol KÜRKÇÜOĞLU
Atatürk Üniversitesi
Türk-Ermeni İlişkilerini Araştırma Merkez Müdürü
26 Şubat 2006
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Tahsin Aydemir
ARAŞTIRMALARI
Kategoriler
ASALACEVDET-BASARANDOGU-SEDDIEMPERYALIZIMINERMENI-DIYASBORASI ERMENI-IHANETIERMENI-ISYASNLARIERMENI-KAYIPLARIERMENI-MESELESI ERMENILERIN-SAYISIERMENILERIN-ZULUMUFRANSAGOCUN-BASLAMASIHOCALI ISYANLARKALLES-ULKELERKarsKATIL-AVRUPAKronolojiMALLARIOSMANLIDA,GOREVLI-ERMENILEROSMANLIDA-ERMENILERResimlerSEHIT-DIPLOMATLARSOYKIRIMNI-KABULEDENLERTANIKLARTarihiTECRITTECRIT-KANUNUTURKLER-HAKLIYABANCI-GOZUYLEZORUNLU-GOC
Arkadaşlarım
BerkaN
|